Öne Çıkanlar ekonomi savaşı metal borsası inşaat haber ticaret savaşı çelik

Bu haber kez okundu.

Cam Danışmanı Murat TIKIROĞLU

SORU: Genel hatlarıyla bir giydirme cephe için cam seçiminde nelere dikkat etmek gerekiyor.

CEVAP: Elbette öncelikle cephe giydirilecek cephenin  kullanım amacına bakmak gerekiyor. Örneğin bir hastane cephesi ile bir otogar ya da havaalanı için aynı cam seçme şansımız yok gibi…Tabi burada “cam seçimi” derken sadece kalınlık, renk, ışık geçirgenliği ya da termal özellikler  gibi geleneksel ve temel  seçim kriterlerinden söz etmiyorum. Cama yapılacak ikincil işlemleri düşünmeden yapılacak her cam seçimi projenin uygulama aşamasında taraflara bir çok zorluk çıkartacaktır. Öyle ki bu konu ölçülendirmenizi bile etkileyecektir.  Bu nedenle  mimarlar kadar cam üreticileri için  de cam seçimi ( ki bazı projelerde cam seçimi için cam işleme  tesislerine başvurulmakta, onlar da cephenin ve binanın proje detaylarını incelemeden önermelerde bulunmaktadır ) aynı zamanda ve kesinlikle cama uygulanacak proseslerle birlikte düşünülmesi gereken bir konudur. Bunu bir kenara koyarak devam edecek olursak; cam seçiminde bize rehberlik edecek olan verileri  Yapı İşleri İçin Temel Gerekler  ( Yapı Malzemeleri Yönetmeliği) başlığı altında buluruz.

Bunlara kısa değinerek özellikle  cam seçimini ilgilendiren bazı noktalara dikkatleri çekmek isterim.

(1) Mekanik dayanım ve stabilite

Yapı işlerinde kullanılacak her bir malzeme gibi camın da, yapım ve kullanım sırasında maruz kalacağı yüklerden dolayı  olumsuzluklara yol açmayacak şekilde seçilmesi gereklidir.

Örneğin cam seçimi taşıyıcı elemanlardan kaynaklı bir soruna neden olmamalıdır.  Transparan bir cephede Cam ünitesini taşıyıcı rotillere bağlayacak iç  aparatların camda kırılmalara ve yalıtım zafiyetine neden olmaması için bu tür aparatların cam içinde konumlanmasına uygun özelliklerde cam seçilmelidir. Ya da “sebebini oluşturan olayın boyutlarına oranla çok büyük hasarlar meydana gelmesine” neden olmamalıdır. Örneğin deprem, yangın vb. olaylarda hasarın boyutunu yükseltici bir etki yapmayacak cam türü seçilmelidir ki, bu tür bir cama gereken ikincil işlemler yapılabilsin.

(2) Hijyen, sağlık ve çevre

Hepimizin bildiği gibi yapı malzemeleri CE yönetmeliğine tabidir. Cam da bir yapı malzemesi olarak bu yönetmeliğe tabi bir üründür. Dolayısıyla seçtiğimiz camın CE gereklerine uygun olması  ve CE Performans Değerlerinin belirlenmiş olması gereklidir. Bundan başka, cam malzemenin  ve yapılacak ikincil işlemlerin binanın yaşam döngüsü boyunca içinde  ikamet edecek  sakinlerin veya çevresindekilerin  sağlık veya  güvenliğini tehdit etmeyecek  şekilde seçilmesi gerekir. Örneğin asit işlemeli bir camın ya da yüksek kurşun oranı ihtiva eden bir boya içeren baskılı camın hastane gibi yerlerde seçimi son derece sakıncalıdır.

(3)Estetik (renk, dekoratif özellikler )

Bir giydirme cephe için en önemli kriterlerden biri de estetik görünümdür. Camların renk ve ışık yansıması birbirini tamamlayan iki özellik olmakla birlikte bazı camlar  yüzeye düşen ışığın dalga boyu ve yönüne bağlı olarak renk  ve yansımada değişkenlikler göstermektedir. Cephenin tüm yüzeyinde aynı cam kullanılmasına rağmen, cephe yüzeyinin eğimi, çevresel koşullar, bina üzerine düşen gölgeler vb. bir çok nedenle cephenin bazı bölümlerinde farklı caam kullanılmış gibi görünebilir bu da hiç hoş bir görünüm değildir. Bu nedenle  tasarım ve cam seçiminde bunlar birlikte düşünülmesi gereken şeylerdir. Cam konusunda da bilgi sahibi olan çok az sayıdaki mimar veya cephe tasarımcıları dışında genellikle cam seçimi sona bırakılan bir işlemdir. Cepheye birkaç farklı renkte numune panel takılır ve bu numuneye göre  bir seçim yapılır. Dolayısıyla burada bahsettiğimiz sakıncaların hiç birisi dikkate alınmamış olur. Üstelik cama vuran  ışığın yansıması cam ebadına göre bile değişebilmektedir. Kısacası bir giydirme cephenin estetiği, cephe sistemini oluşturan ebat, renk, kontrast, denge, malzeme-dokusu,  ışık ve gölge biçimlerinin tamamından oluşan bileşenlere bağlıdır. Dolayısıyla cam seçimi asla “son iş”  veya “ikincil önemde iş” olarak görülmemelidir.

(4) Dış yansıma ya da Işık geçirgenliği;

Cam seçiminde belki de en önemli kriterlerden ama bu oranda da dış koşullardan en fazla etkilenen kriter  dış yansıma ya da ışık geçirgenliğidir. Tasarım aşamasında cephenin  istenen ışık geçirgenlik oranı mutlak anlamda iklim koşullarından etkilenecektir. Güneş  ışınlarının yatay geldiği, genellikle bulutlu  bir havanın  olduğu bir bölgede yüksek ışık geçirgenliği tercih edilirken, tersi iklim koşullarında diyelim ki ülkemizin güney sahil şeridinde  aşırı güneş ışınlarından korunmak amacıyla daha düşük ışık geçirgenliği tercih edilecektir. Ya da binamız hastane olarak kullanılacaksa daha fazla ışık geçirgenliği hastaların psikolojileri için önemlidir, ama binamız  güvenliğin önemli olduğu bir yerse daha düşük ışık geçirgenliği, daha fazla yansıtıcı bir cam olmalıdır.

(5) Termal konfor ( ısı kaybı/kazanımı)

Işık geçirgenliği kadar önemli bir başka kriter ısı kaybı/kazanımı özelliğidir. Cam seçiminde ısı kaybı ya da kazanımı seçeneklerinden hangisine ağırlık verileceği aynı zamanda binanın ısıtma, soğutma, aydınlatma ve havalandırma tasarımını etkiler.

(6) Dayanım: iç ve dış yükler  : Cephenin maruz kalacağı rüzgar veya kar yükü cam türü kadar kalınlığı ve ikincil işlemleri de etkiler.  Hatta bu dış yüklere uygun seçilmeyen camlarda oluşacak distorsiyon nedeniyle estetik  görünüm bile etkilenecektir. Burada binanın yüksekliği de devreye girer. Belli bir yükseklikten sonra camlara rüzgar yükü artabileceği için cam seçiminde ikincil işlemlerin ( temper, lamine veya her ikisinin birden kullanılabilirliği) mümkün olup olmadığı önceden belirlenmelidir. Üstelik bazı durumlarda renk ve cam türü seçiminde  ciddi sınırlamalarla karşılaşabiliriz. Diyelim ki cephede temperlenebilir Low-e bir cam seçeneği yaptık, ama binanın belli bir yüksekliğinden sonra  10 ya da 12 mm cam kullanmanız gerekiyor, bu durumda  8 mm’den kalın  temperlenilir Low-e camlar standart üretim olmadığı için  cam üreticilerinden özel imalat talep etmeniz gerekecektir, ki bu da sizin için ciddi bir maliyet demektir.

(7)Güvenlik :  İlgili yönetmelik gereği yapı işlerinde kullanılacak malzemelerin , “kullanma veya çalışma sırasında kayma, düşme, çarpma, yanma, elektrik çarpması ve patlama sonucu yaralanma ve hırsızlık gibi kabul edilebilir düzeyde olmayan kaza ve hasar risklerine meydan vermeyecek şekilde tasarlanıp, yapılması” gereklidir. Bu da cama uygulanacak ikincil işlemlerle doğrudan ilgilidir. Dolayısıyla cam seçiminin teknik olarak bu ikincil işlemlere uygun olması gerekir. Üstelik bazı seçimler sizi cam üreticisi bulmak konusunda da sınırlayabilir ve bu da maliyetin artması anlamına da gelecektir.

(8) Ses izolasyonu : Binamız bir havaalanı  içinde ise, diyelim ki kontrol kulesi cephesi  ise gürültüye karşı koruma birincil derecede önem arz eder. Ses yalıtımında lamine cam seçeneği le karşılaşırsınız. Bu noktada da her cam türünün laminasyona uygun olmadığını dikkate almak zorundasınız. Havaalanı yakınlarındaki büro veya konutlar için de aynı sorun söz konusudur.

BİNALARIN GÜRÜLTÜYE KARŞI KORUNMASI HAKKINDA YÖNETMELİK Madde 6 şöyle demektedir.

(1) Akustik performansa katkısı bulunan; yapı malzemeleri, bileşenleri ve bir veya birden fazla katmandan oluşan yapı elemanlarının akustik performans özellikleri veya ilgili parametreleri, ilgili ürün standardına göre beyan edilir. Akustik performansa katkısı bulunan ve akustik performans özellikleri veya buna ilişkin parametreleri ürün standartlarında bulunmayan eleman, bileşen ve malzemelerin EK-1’de yer alan ilgili laboratuvar ölçüm standardına uygun olarak, akreditasyon belgesine sahip laboratuvarlarda akustik teste tabi tutulması gerekmektedir. Burada şöyle bir sorunla karşı karşıyayız demektir. Şişe Cam veya dünya’nın değişik  ülkelerindeki üreticilerin ticari olarak ürettiği standart lamine camlarda seçenekleriniz sınırlıdır. Akustik lamine konusunda bu sınırlama daha da fazladır. Standart ticari üretim dışındaki seçenekler için herhangi bir Cam İşleme Tesisine  ( Lamine Cam Üretim hattı bulunan üretici) başvurmanız gerekecektir. Ancak pek çok üretici standart lamine cam için dahi CE işaretlemesi gereklerini yerine getirememişken, akustik lamine cam için yönetmeliğin şart koştuğu kriterlerde ürün sunma şansları asla ve asla yoktur.

(9) Yangın dayanımı : Yangına dayanıklı  ya da daha doğru tanımla yangın geciktirici cam kullanmayı tercih ederseniz, cam seçiminiz daha da zorlaşacak demektir. Özel üretim olan bu camların  kalınlık, renk ve ışık geçirgenliği/termal konfor özellikleri açısından seçenekleriniz son derece kısıtlıdır. Bina dış cephesinden görünür bu tür bölümleriniz olacaksa öncelikle yangın geciktirici cam seçeneklerini gözden geçirmenizde yarar var. Bina iç kısımlarında bu sorun olmayabilir ama yine de cam kullanmayı tercih edecekseniz  geciktirme süresine uygun bir cam bulup bulamayacağınızı kontrol etmelisiniz. Yüksek güvenlikli, tehlikeli maddelerle çalışılan özel binalarda duman, ısı ve radyasyon geçirgenliği açısından süre sınırlamaları yaşayacağınız kesindir. Bu özelliklerde camlar için yurt dışı üreticilere başvurmak zorunda olduğunuzu da unutmayın.

(10) Patlamaya veya kurşun etkisine  dayanım: Özellikle otellerin kral daireleri gibi bazı bölümlerde ya da özel veya kamuya ait güvenlik riski taşıyan bazı binaların cephelerinde belirli bölgelerin kurşuna veya bombaya dayanımlı camdan oluşturulması istenebilir. Bu bölümdeki camların cephenin bütünlüğüne uyumlu  olması gerekiyorsa, seçtiğiniz camın aynısının kurşuna/bombaya  dayanıklı cam ünitesinde   kullanılıp kullanılamayacağını, aynı renk ve ışık geçirgenliği sağlayıp sağlamayacağını kontrol etmeniz gerekecektir. Gürültüye karşı Cam seçeneğinde olduğu gibi kurşuna veya bombaya dayanıklı cam üretimi konusunda da ülkemizde ciddi bir sıkıntı ile karşılaşacağınız bilmenizde yarar var. Pek çok üretici ilgili standartların gerektirdiği koşullara sahip olmadan, sadece numune olarak ürettikleri camları Akredite laboratuvarlara göndererek onay almakta, sonrasında bu sonuçlara dayanarak CE Performans Beyanı ve Uygunluk Deklerasyonu yapmakta, ancak fabrika üretim kontrolü kısmında hemen hemen hiçbir test ve kontrol yapmadan üretime devam etmektedir. Ki bu da standart şartlarının ihlal edilmesi demektir.

SORU: O halde bazı camlar için cam seçimi kadar cam üreticisi seçimi de önemli hale geliyor demektir.

CEVAP: Aslına bakarsanız sorunuz çok önemli ve sadece bazı camlar için değil, bütün cam türleri açısından gerek cam hammaddesi üreticisi gerekse ikincil işlemleri yapacak olan cam işleme tesisi seçimi önemlidir.

SORU:   Bunu biraz açıklar mısınız ? 

CEVAP: Öncelikle şunu açıklamam gerekiyor. Giydirme Cephe uygulamalarında cam kullanılması demek gelecekte Camla ilgili bir dizi sorunla karşılaşmaya devam edeceksiniz demektir. Bu sorunların bir kısmı tasarım aşamasında yukarıda açıkladığımız temel gereklere uygun cam seçimi yapılmamasından kaynaklanabileceği gibi bir kısmı da hatta çoğunluğu da cam üreticisinden veya uygulayıcı firmadan kaynaklı sorunlar olacaktır. Bina proje aşamasından sonra işin yapımcı firmalara ihale edilmesi aşamasında “Cam Şartnamesi” oluşturulması gerekmektedir.  Ancak son yıllarda Cam Şartnamelerinin giderek kısaldığı, renk, marka, fiyat dışında neredeyse hiçbir şart aranmadığına tanık olmaya başladık. Bunun gerekçesinin de düşük maliyet baskısı olduğunu hepimiz biliyoruz. En önemlisi de müşteri ne cam üreticisinin kapasitesini, personel yeterliliğini geçtik  makine parkının yeterliliğini denetliyor ne de şartnameye uygun, dolayısıyla da standartlara uygun üretim ve Ürün Kontrolü yapılıp yapılmadığını yerinde denetliyor. Bundan 5-6 yıl öncesinde  imzalanan sözleşmeler gereği alüminyum firmaları ya da Proje Denetçisi firmaların cam işleme tesislerini ISO-9001 denetimi yapar gibi denetlediklerini, kullanılan ham maddelerden yardımcı malzemelere kadar standartlara uygun malzeme kullanılıp kullanılmadığını fabrikalara gelip denetlediklerine tanık olurduk. Şimdilerde bunlar tamamıyla ortadan kalkmış durumda. Yapımcı firmalar ya da alüminyum firmaları  bir  takım Sertifikalara bakmakla yetiniyorlar. O sertifikaların yapılan işle ne oranda ilgili olduklarına bile bakmıyorlar artık.

SORU: Peki sizce bu sorunlar nasıl aşılabilir.

CEVAP: Sertifikalar tek başına bir şey ifade etmez. Elbette gereklidir, hiç yoktan olumlu bir şeydir. Bazı firmalar açısından gerekleri elbette yerine getirilmektedir. Ancak  alüminyum firmalarının satın aldıkları cam ürünlerin  üretimlerini yerinde denetlemeleri, işletmenin Fabrika Üretim Kontrolü prosesini denetlemeleri, en azından dokuman bazında bir inceleme yapmalarında yarar vardır. Bu olmadığı takdirde satın aldığınız cam ürünün ne standartlara uygunluğundan ne kalitesinden emin olabilirsiniz.

SORU: Bildiğiniz gibi Giydirme Cephelerde kasetli cam kullanımı yaygın. Bu konuda bizlere tavsiyeleriniz olacak mı ?

CEVAP: Aslında çok iyi bir noktaya değindiniz. Giydirme cephelerin bir çoğunda  çift camların ( bazı parapet uygulamalarında ise  tek camların) cam işleme tesislerinde alüminyum kasetlere/panellere/ gizli kanatlara yapıştırılması  ile  oluşturan üniteler  kullanılmaktadır.  Bu işleme BONDİNGLEME diyoruz. Bu yapıştırma işlemleri çoğunlukla cam işleme tesislerinde yapılmakta. Çok az da olsa bunu kendisi yapan alüminyum firmaları da var elbette. Bondingleme  işlemini kim yaparsa yapsın burada önemli olan birkaç noktaya işaret etmek isterim. Çünkü yapılacak bir hata ve proses eksikliği ciddi zararlara yol açmaktadır.

Birinci olarak; Bonding işleminde  kullanılan silikonun bu iş için özel olarak tasarlanmış malzeme olması, testlerinin yapılmış olması gereklidir. Kullanılacak olan alüminyum ve silikon ile üretilmiş bir numunenin silikon üreticisi firmaya gönderilmesi ve firmanın yapacağı testlerin sonucunun alınması sonrası sonuç uygunsa siparişin bondingleme işlemine geçilmesi gereklidir. Oysa neredeyse son 10 yıldır artık bu tür bir test yaptırılmıyor bile…Çünkü bu testleri Türkiye’de yapabilecek bir laboratuvar yok, çalıştığınız silikon üreticilerinin bir çoğu da bu testleri size ücretsiz ( hatta ücretini vermeyi bile kabul etseniz) yapmayacaktır. Daha önemlisi bu prosese ait bir standart yok. Cam İşleme tesislerinde bu prosese ait Fabrika Üretim Kontrolleri de yapılmıyor. Bu tür sorunlardan dolayı kaset yapışma işlemlerine her hangi bir garanti verilmiyor, verdiğini iddia eden firmalar da bunu herhangi bir bilimsel-teknik verilere dayanarak yapmıyor. Bu da gelecekte hukuki sonuçlara neden olabilecek bir çok soruna baştan lades demek anlamına geliyor.

İkincisi; Bondingleme işlemine dair  kesit detaylarının  alüminyum firmalarından gelmesi gerekiyorken, bu detayların gönderilmemesi sonucu bonding mesafesi cam işleme tesisleri tarafından gelişi güzel yapılmak zorunda kalınıyor. Bazı firmalar ne mesafe belirleyici bant  kullanıyor, ne kasetlerin temizliği yapıyor. Bonding işlemi yapılmış kasetlerin en az 3 gün kürlenmeye bırakılması, fabrika içinde bir yerden başka bir yere taşınmaması, gerekirken, yapıştırma işlemi ile aynı günde sevk edilen kasetlere bile rastlayabiliyoruz. Bunda her iki tarafın da kusuru var. Alüminyum firmaları montaj işlemlerini kendileri yaptıkları için acil cam talep ediyor, cam işleme tesisi de bu talebe boyun eğerek henüz tam kürlenmemiş kasetleri şantiyelere sevk ediyor. Bu durumda cam ünitesinin kasette tam yapışmaması, camların kayması vb. sonucu bir çok sorun yaşanmakta, hatta kasetten cam ünitesinin kopması sonucu ölümle neticelenecek kazalara bile yol açılmaktadır. Kısacası bondingleme işlemi çok hassas bir işlem olup yeterli bilgi ve tecrübeye sahip personelce yapılmadığında, fabrika üretim kontrollerinden taviz vermeyen işletmelerce yapılmadığında asla  güvenilmeyecek bir işlemdir.

SORU: Size son bir sorum  daha olacak. Silikon dolgulu çift cam ünitelerinde ısı ve ses yalıtımında daha iyi sonuçlar almak için ARGON veya KRİPTON gazı kullanımı öneriliyor. Ancak bu konuda farklı yorumlar da duyuyoruz. Sizce silikon dolgulu çift cam ünitelerinde bu tür gazların kullanımı istenen sonuçları verebiliyor mu ?

CEVAP: Evet, bu sorun hepimizin uzun süredir tartıştığı, daha doğrusu tarafların birbirini yeterince ikna edemediği bir sorundur. Silikon’un ARGON veya KRİPTON  gibi gazları  sızdırdığı biliniyor. Ancak her markanın kendine has bir sızdırmazlık oranı ve dolayısıyla da süresi var. Dolayısıyla her bir markanın test edilmesi, bu teste gönderilen numunlerin üretim koşullarının aynısının seri üretimde de uygulanması gereklidir. Bu konuda en güvenilir üreticiler elbetteki Şişe Cam ISICAM üretici bayileridir. Ancak Şişe Cam tarafından ONAYLI TEDARİKÇİ LİSTESİ’nde yer verilen bazı silikon markalarına dikkat ederseniz ARGON sızdırmazlık garantisi olmadığı belirtilmiştir. Bundan sonrası bayinin bu malzemeyi ARGON dolgulu ısıcam ünitelerinde kullanıp kullanmamasına kalıyor. İşin bir diğer püf noktası, Argon dolgusunun yeterli oranda yapılıp yapılmadığıdır. Özellikle ısıcam üretim hatlarında otomatik dolum yapan bazı makinelerin bu oranı her defasında tutturamadıklarına dair bir bilgi var elimizde. Bunun üstesinden gelmek için mutlaka Fabrika Üretim Kontrollerinde  ARGON GAZ DOLUM ORANI TEST’inin yapılması ve bunun gün içinde birden fazla yapılması gerekir.  Dolayısıyla dönüp dolaşıp Fabrika Üretim Kontrolü dediğimiz olaya geliyoruz. Çalıştığınız Cam İşleme Tesisi bu konuda güvenilir değilse her şey şansa bırakılmış demektir. Ya da uygulamacı firma olarak sizin portatif tip GAZ DOLUM KONTROL CİHAZ’ı ile bu üniteleri şantiyede kontrol etmenizdir. Ki bu cihazlar öyle çok  fazla maliyetli de değildir.  Ayrıca şunu da ifade etmek isterim ARGON gazı ısı yalıtımı konusunda etkendir ama ses yalıtımına bir katkısı yoktur. Ses yalıtımına etkisi olan KRİPTON gazı ise ne yazık ki – benim bildiğim kadarıyla- Türkiye’de kullanılmamaktadır. 

SORU: Son olarak alüminyum firmalarına cam konusunda ne söylemek istersiniz. 

CEVAP: Son zamanlarda giydirme cephelerde sıklıkla karşılaştığımız sorunların bir çoğunun  bileşim noktalarında farklı malzemelerin , daha doğrusu uyumsuz malzemelerin kullanımından meydana geldiğini göstermiştir.

Malzeme birleşim noktaları sızdırmazlık açısından son derece önemlidir.  Farklı malzemelerin kullanılması  demek bu farklı kimyasal reaksiyona girmesi ve sonucunda bir dizi olumsuzluğun açığa çıkması ihtimali demektir.  Bunu önlemenin yolu bu malzemelerin birbiri ile uyumlarının test edilmesi, ondan sonra uygulamada kullanılmasıdır. Cam konusunda bu sorun en fazla silikon cephelerde derz dolgusu ile cam ünitesinde kullanılan birincil ve ikincil sızdırmazlık malzemelerinin ( sırasıyla butil ve dolgu silikonu) uyumsuzluğudur. Uyumsuz olan bu iki malzeme kimyasal reaksiyona girdiğinde çift cam ünitesi içindeki sızdırmazlık malzemeleri bozulmakta, sızdırmazlık özelliklerini kaybetmeleri yanı sıra estetik olarak da ortaya çok çirkin bir görüntü çıkmaktadır. Bunun sonucu bütün bir cephenin sökülmesi ile karşılaştığımız örnekler bilirim…

.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner6

banner8