Öne Çıkanlar TÜRKBESD plastik sektörü grev haber ar-ge yatırım zirve açıklama

Bu haber kez okundu.

Geleceğin Evleri Çevreye Duyarlı, Akıllı ve Artı Enerji Evleri Olacak 

Aynı zamanda ekonomik büyümenin büyük kısmının gelişmekte veya yükselmekte olan ekonomilerde gerçekleşmesi beklenmektedir. Bu nedenle, ekonomik merdivende daha fazla kişinin orta sınıf yaşam standardına doğru çıkmasıyla, kişi başına çok daha fazla kaynak tüketilecektir.

Hızlı nüfus artışı, tüketim alışkanlıklarının değişmesi ve endüstriyel gelişmeler küresel, bölgesel ve yerel ölçekte önemli sorunların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bunlara bağlı olarak enerji ihtiyacının artması, enerjinin büyük bir oranda fosil yakıt kaynaklarından temin edilmesi, karbondioksit salınımının artması, küresel ısınma, temiz su kaynaklarının azalması, çevre kirliği vb. sorunlar, insanların alıştıkları yaşam standartları ve konfor seviyesini tehdit etmektedir. Fosil yakıta dayalı enerji kullanımındaki hızlı ve sürekli artış ile doğal kaynakların artan kullanımı, kilit ekosistemleri etkilemektedir. Gıda, temiz su, kereste, balık kaynakları vb. tehlike altındadır. Daha sık ve ciddi hava felaketleri, kuraklık ve açlık, tüm dünyadaki insan topluluklarını ve doğal hayatı etkilemektedir. Bu nedenle günümüzde geleceği de güvence altına alma, yani sürdürülebilirliği sağlama gereksinimi doğmuştur.

Sürdürülebilirlik kavramı, ilk kez, Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından 1982 yılında kabul edilen Dünya Doğa Şartı belgesinde yer almıştır. Belgeye göre insanların yararlandığı ekosistem, organizmalar, kara, deniz ve atmosfer kaynaklarının optimum sürdürülebilirliğini başarabilecek biçimde yönetilmeleri gerektiği, ancak bunun ekosistemlerin ve türlerin bütünlüğünü tehlikeye atmayacak biçimde yapılması öngörülmektedir. Bu tanımla çevre ve kalkınma konuları birlikte değerlendirilmeye başlanmış, çevresel tahribat yaratmadan ekonomik gelişmeyi hedef alan sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı ortaya konulmuştur.

Sürdürülebilir Yerleşme Birimleri ve Akıllı Teknolojiler

İnsanlar için evleri çok önemlidir. Ev, güvenlik, konfor ve duygusal rahatlık ortamı sağlar. Yaşama ait ilk deneyimler evde kazanılır. Kısaca ev, insanların aidiyet ihtiyacını karşılayan temel mekandır.

Diğer yandan insanlar için evler sadece bir barınak değil aynı zamanda büyük bir yatırım aracıdır. Ev satın alabilmek için emek, zaman, duygusal enerji sarf etmek, büyük meblağlar ödemek, bazen uzun vadeli borçlanmak gerekmektedir. Satın alma sonrasında da bakım ve onarım için de emek, zaman ve para ihtiyacı devam etmektedir. 

İnsan için bu kadar önemli bir mekân olan ev, çevresinden bağımsız bir ünite değildir; içinde bulunduğu evler topluluğu ile bütündür. Bu çerçevede evleri içeren yerleşim birimleri, köyler, kasabalar, kentler vb. insanlar için en az evleri kadar önem taşımaktadır. Yerleşim birimleri de evler gibi güvenlik, erişilebilirlik, sosyal olanaklar ve duygusal rahatlık sunmalıdır. İnsanlar çevreyle bütünleşik olarak yaşadıklarını hissetmek istemektedir.  

Sürdürülebilir yerleşme birimleri ve kapsadıkları evler, yaşayanlara güvenlik, konfor ve duygusal rahatlık sağlarken ekosisteme de zarar vermezler. Hem insanların artan beklentilerine cevap vermek hem de ekosistemi korumak birçok disiplinden uzmanın birlikte çalışmasını gerektirmektedir. Akıllı teknolojiler bu çalışmaları kolaylaştırmakta, böylece sürdürülebilir yerleşme birimlerinin varlığı için en önemli faktörlerden olmaktadırlar.

Akıllı Evler, Akıllı Yerleşim Birimleri

1980’lerin sonundan itibaren evlerin ve yerleşim birimlerinin yönetiminde akıllı teknolojilerden faydalanılmaya başlanmıştır. Bu süreçte akıllı evler ve yerleşme birimleri için uygulama çeşitliğine göre birbirinden farklı tanımlar yapılmıştır.

Mimari tasarım ve altyapı sistemlerinin entegrasyonunun bir sonucu olması gereken akıllı binalar günlük hayatta daha çok elektronik sistem ve bilgisayar teknolojisinin ürünü olarak algılanabilmektedir. Bu nedenle “e-place”, “çağdaş yapılar”, “robot binalar” vb. şekilde adlandırılmaktadırlar.

Akıllı Binalar Enstitüsü tanımlamayı teknolojik yönden yapmaktadır. Ona göre akıllı binalar; strüktür, sistem, servisler ve yönetimden oluşan dört önemli girdinin oluşumu süresince ve bunların birbirleri ile iletişiminde verimli ve mali açıdan etkin bir ortam sağlayan binalardır. Avrupa Akıllı Binalar Topluluğu ise tanımlamayı ekonomik yönden yapar. Ona göre akıllı binalar; bir yandan kaynakların en düşük maliyetlerle etkin yönetimini sağlarken, diğer yandan ticari hedeflerini elde etmek ve kullanıcı etkinliğini arttırmak amacıyla, organizasyonlara izin veren bir ortam yaratan binalardır.

Tüm bu tanımlamalar ışığında akıllılık bina bazında; önceden kullanıcı taleplerine göre belirlenmiş senaryolar çerçevesinde, binaya yüklenmiş yazılım ve otomasyon sistemlerinin desteği ile rutin işlerin otomatiğe bağlanması, beklenmedik durumlarda gerekli güvenlik sistemlerinin devreye girmesi, bina içindeki ya da dışındaki bireyler ve elektronik cihazlar arasında iletişim sağlanması olarak tariflenmektedir. 

Sürdürülebilirlik Açısından Akıllı Evlerden Akıllı Yerleşme Birimlerine

Sürdürülebilirlik alanında yaptığım çalışmalar ışığında akıllı evler ve yerleşme birimleri tanımının, gayrimenkul geliştirme sürecinin başlangıcındaki proje fikirleri oluşturma aşamasından başlayarak gayrimenkulün kullanımı sonrası yıkımı ve arazinin temizlenmesi aşamasını kapsayacak şekilde yapılması gerektiğine inanıyorum. Bu kabule göre sürdürülebilirlik kriterlerine göre tasarlanmış, inşa edilmiş ve kullanım dönemi boyunca daha az işgücü, emek, zaman ve maliyet ile ısıtma, soğutma, aydınlatma, havalandırma ve diğer hizmetlerde yüksek performans sağlayan ve kullanıcılara sağlanan katma değeri artırmak üzere ileri teknolojilerden faydalanılan yapılar, akıllı evlerdir.

Akıllı ev ve yerleşme birimlerinin proje tasarımı, ilk olarak kullanıcı profilinin belirlenmesi ve ihtiyaç analizi ile başlar; “akıllı teknolojiler, sürdürülebilirliğe ve kullanıcı ihtiyaçlarının karşılanmasına nasıl katkı sağlarlar” sorusuna yanıt aranır. Buna göre;

•          Akıllı ev ve yerleşme birimlerinde, bina yaşam döngüsünü dikkate alınarak ve binalarda tekil olarak erişilebilecek verimlilik performansından daha fazlasına erişmek için bütünsel planlama yapılmalı; ulaşım gibi faktörlerinde olumlu etkisini arttırabilmek için bölgesel planlarda entegre ulaşım sistemleri vb. tasarıma dahil edilmelidir.

•          Akıllı ev ve yerleşim birimleri bütünsel bir yaklaşım ile ele alınmalıdır. Bu nedenle akıllı bina sistemlerinden istenilen verimin alınması için bütünsel tasarım benimsenmelidir. Müteahhitler, mimarlar, mühendisler, ekonomistler, bina kullanıcıları, bina yöneticileri, yerel yöneticiler, yerleşme birimi ölçeği büyüdükçe sosyolog ve psikologlar tasarım ekibine dahil olmalı; tasarımın mümkün olan en erken aşamasından başlayarak uzmanlar arasında işbirliği sağlanmalıdır.

•          Tasarımın ilk aşamasından itibaren kaynakların tasarruflu ve verimli kullanılması özellikle binalarda enerji verimliliğine ilişkin coğrafya, iklim, konum ve bina tipi vb. etmenlerin doğru kullanımı ile birlikte akıllı teknolojilerden faydalanılmalıdır.

•          Gün ışığından ve rüzgârdan en üst seviyede faydalanmak için pasif güneş mimarisini kullanarak binayı doğal yollarla ısıtmalı, soğutmalı, aydınlatmalı ve havalandırmalı; bunların yetmediği yerlerde ve zamanlarda binanın ısıtma, soğutma, aydınlatma ve havalandırma ihtiyacını en düşük enerji ile karşılayabilmek için uygun malzemeler kullanılmalı; akıllı teknolojilerle performansı artırmalıdır.

•          Bina ve yerleşme biriminde temiz su kullanımı minimuma indirilmeli, hem şehir şebekesine daha fazla yük bindirmemek hem temiz su güvenliği sağlamak için akıllı teknolojilerden faydalanılmalı; yağmur suyu ve atık sular tekrar ve bahçelerde kullanılmalıdır.

Evlerin doğru şekilde tasarlanması, çevre dostu malzemeler kullanarak inşası, enerji ve su tasarrufu sağlanması, atık yönetimi ile kullanıcı konforunun artması aynı zamanda binaların çevreye olumsuz etkisinin büyük bir oranda azalmasına katkısı olacaktır. Akıllı teknolojiler ile desteklendiğinde bu binalarda verimlilik kazanımları, düşen enerji ve su sarfiyatı nedeniyle yaşam boyu maliyeti açısından ekonomik fayda sağlayacaklardır.

Yakın gelecekte evler ve yerleşkeler ihtiyaç duyulan enerjiden daha fazlasını üretir ve satar duruma gelecek; böylece evler para harcanan değil kazandıran yapılara dönüşecektir. Bu dönüşümde akıllı teknolojilerin önemli rolü olacak; evlerde yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen enerji ile yerleşme birimi enerji ihtiyacının karşılanması sağlanacaktır.

Sonsöz olarak, ülkemizde kullandığından fazla enerji üreten, artı enerji evlerine geçiş öncesi, yıl boyunca kullandıkları enerji kadar enerji üretebilen sıfır enerji evleri üretilecektir. Yeni teknolojiler bu aşamada da verimliliğin artmasına katkı sağlayacaklardır. Binalarda enerji tüketiminin önemi konusundaki farkındalığın artması ve güneş enerjisi sektöründe gelişmelerle ülkemizde özellikle güneş ışınımını daha iyi değerlendiren artı enerji evlerinin inşası başlayacaktır.

Kaynaklar

* “Gayrimenkul Geliştirme ve Sürdürülebilirlik; Enerji Etkin Binalar ve Sürdürülebilir Yerleşme   Birimleri”, Hülya Uğuz YEDİEVLİ

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner6

banner8